Geri Git

Veganlık Medeni İnsan Olmanın Kaçınılmaz Bir Yaşam Doğrusudur

Editor Ocak 20, 2026
Veganlık Medeni İnsan Olmanın Kaçınılmaz Bir Yaşam Doğrusudur


Veganlığa vegan aktivistlerin agresif ve saldırgan tavırları üzerinden değil, rasyonel ve insanın zaman içinde evrimi açısında bakarsanız, olması gereken ideal şeyi daha kolay idrak ve kabul edersiniz.

Veganların diğer insanlardan vegan olmalarını istemesi, tüm insanların savaşların soykırımların olmamasını istemesi kadar tutarlı ve ahlaki insani bir doğrudur.

Veganlığı doğru değerlendirmek için en baştan başlamak ve insanın doğa ve hayvanla olan ilişkisine ve bu ilişkinin evrimine bakmak gerek.

İnsanla hayvanın ilişkisi ilk olarak nerede ve neden başladı ve ilkel insan dünyada neden hayvanı yemeğe gerek duydu?

İnsanla hayvanın ilişkisi aynı yerde yaşadıkları için doğada başladı. İlkel insan tarımı hiç bilmiyordu ve hayvancılığı da bilmediği için hayvan ürünlerini yani süt ve yumurtayı da bilmiyordu. Bu yüzden muhtemelen ne bulursa yiyordu, hem bitkilerler hem de etobur olarak avlanarak besleniyordu hayatta kalmak için. Tıpkı diğer bazı etcil hayvanlar gibi.Sonuçta doğada otlanan canlı da bir anlamda avlanıyordu etçil olan da ikisininde beslenme dürtüsü avlanmaktı... 

Doğada döngü malum birbiriyle beslenmek üzerine kurulu ve insanda bu zincirde daha en zeki olan bir halka sadece. İlkel insan hem otları yedi hem de kendisi gibi acı çektiğini davranışları ile gösteren sinir sistemi olan etli canlılarıda. Bitkinin bu tür bir reaksiyonu yok; çünkü avlandığında karşı da koymuyor ve acı çektiğini de göstermiyor.

İlkel insan hayvanı evcilleştirmeden önce onları sadece avlayarak yiyordu, sonrasında yerleşik düzene geçerek bunu bir düzene oturtu, bitkileri yetiştirmeyi de denedi ve başardı böyle tarıma geçti ve avlanmak yerine bu sefer öldürmeden yakaladıklarını hapsedip besleyip besiciliği de başardı.

İlkel insan, bitki ve hayvanlarının üzerinde bu tür bir kontrol sağlayarak hem hayvan hemde bitkilerin bazılarını evcilleştirmiş oldu ve onları çoğaltmayı başardı ve giderek onları daha sistemli şekilde kullandı. Bitkilerin meyvelerini yedi veya hayvanların yumurta veya sütünü..

Sistemli şekilde besiciliğe geçse de beslendiği hayvanları yemekten de vagzeçemedi doğal olarak. Çünkü bu yıllardır alıştığı bir şeydi ve et ottan daha lezzetliydi ve daha güçlü hissediyordu et yedikçe. Üstelik hayvanları kendisi gibi hisseden duyguları olan bir canlı olarak görmüyordu çünkü kendisi de zaten duygularından çok fazla haberdar değildi ve muhtemelen kendisini sadece yaşamaya hayatta kalmaa çalışan bir diğer hayvan olarak görüyordu.

Sonuç olarak, insanın hayvanla ilişkisinde karşılılıklı bir durum değil tek taraflı topyekün sömürü var. Çünkü çıkar ilişkisi açısından bakarsak, insan hayvanları özellikle sığır ve kanatlıları beslenme ve barınma uğraşından kurtardı evcilleştirince ve değişken iklim şartlarından da korudu insan. İnsan hayvana yemini suyunu ve barınmasını sağladı hayvan ise, ona sütünü ve yumurtasını verdi ama insan bunla yetinmedi ondan canını da etini de istedi.

Bu düzen geçen yüzyıllar içinde gelişti ve değişti ve modern dünya da endüstriyel hayvanclığa yani iş ticareti olan bir şey olarak yapılmaya başlandı. Ve burada işin içine para ve zevk(gurmelik) girdi başta hayvanı sadece kendi beslenmesi için kullanan insan bu sefer daha çok hayvan besleyip onları da satarak ya da takaslayarak başka şeyler almak istedi.

Bunun sonucunda aslında insan gibi hisseden ve duyguları olan ve belkide insandan bu özellikleri evrim içinde taklit ederek alan hayvan tamamen bir eşyalaştırıldı ve tıpkı insan gibi hisseden acı çeken veya mutlu olan bir canlı olmaktan çıkarıldı.

Sonuç malum, sadece besi hayvanları değil doğada da insanın yemesine uygun olmayan ne kadar vahşi hayvan varsa onu da yiyor modern insan şu an ve en son bu azdınlın ve açgözlülüğü bir pandemi ile ödedik ve hala devam ediyor canlı canlı kurbağa veya ıstakozları fanta veya soda ile marien edip pişiren manyakları belki sizlerde görüyorsunuz.

Şimdi gelinen bu nokta rasyonel ve ahlaki bir karar vermek zorunda insanoğlu. Ya endüstriyel havnacılıkla hayvanları eziyet ederek üretip yemeği bıracak ya da devam ederek bencil dünyasında kanı ve vahşeti sürdürmesinin sonucunda savaşları da soykırımları da dünya da eşitsizlikleri de durduramayarak vahşi ve anlamsız bir hayat sürdürüp ya savaşlarda ya da etcil beslenme sonucu hastalıklarla boğuşarak 70 yıl ortalama ile tek tek toprak olacağı.

Canlı canlı görmediğimizden ve sadece soframızdaki halini bildiğimizden belkide pek anlamıyoruz ama, endüstriyel çiftliklerde kafeslerde yetiştirlen bir tavuğun ömrünü sadece bir A4 kağıdı kadar alanda hücra hapis hayatı yaşayarak sürdürdüğünü ve bu işkence dolu hayatı içinde de daha çok yumurtlatılmasına çalışıldığını asla empati ile idrak edemeyeceğiz.

Bu bütün endüstiryel üretimlerde her hayvan için sözkonusu ya da 50 cm lik alanda süs amaçlı yaşatılan kuşlar veya balıklar.

Böyle geniş bir açıdan bakarsak insanın eğer medeni olma iddiası varsa bunun içinde sadece diğer insanlar değil hayvanlara karşı da nasıl davrandığı ve onları nasıl kullandığı da en az insanlarla olan medeni ilişkisi kadar olmalıdır. Evet kadın erkek ırklar arasında eşitlik ve adalet değil insan ve hayvan arasında da eşitlik ve adalet insanın medeni olmasının temel ölçütü.

Bunun aksini savunup modern dünyada insanoğlu bitki ve hayvan ürünleri binlerce başka yenilebilir ürün ürettiği halde yemeği hayvanları da hapis hayatı ile üretip yemeği iddia ederek. 
[Object]

Editor

YAZAR

Editor

Yazıyı Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
MUTFAKTAN SEÇMELER

Hızlı ve Pratik Tarifler